Plastik Kartlar, Borç Sarmalı ve Dağılan Hayatlar

Ekonomi sayfalarında rakamlar soğuktur. Trilyonlar, yüzdeler, grafikler yan yana dizilir ve geçer. Oysa o rakamların arkasında, gece uykusu kaçan babalar, mutfaktaki tencereyi nasıl kaynatacağını düşünen anneler ve geleceğe kaygıyla bakan gençler var.

Son veriler acı bir gerçeği yüzümüze vuruyor. Kredi kartı borçları 7 trilyon lirayı aştı. Artık bir borcu başka bir borçla kapatmaya çalışan, bir karttan çekip diğerinin asgarisini yatıran, serseri bir mayın gibi kartlar arasında savrulan bir toplum haline geldik.

Bugün gelinen noktada kimseye "Bilinçli tüketici olun" ya da "Ayağınızı yorganınıza göre uzatın" deme lüksümüz kalmadı. Çünkü ortada ne denk getirecek bir bütçe var ne de uzatılacak bir yorgan...

Denk bütçe kavramı, artan hayat pahalılığı karşısında çoktan eriyip gitti. Barınma, beslenme, sağlık ve eğitim gibi en temel insani ihtiyaçları bile karşılamakta zorlanan bir kitleye tasarruf yapmaktan ya da yatırımdan bahsetmek akılla alay etmektir. Temel ihtiyaçların bile lüks haline geldiği bir düzende, geleceği planlamak imkânsızlaşır.

İşin sadece ekonomik boyutuyla kalmadığını, sosyolojik bir yıkıma dönüştüğünü adliye koridorlarında görmek mümkün. İcra dairelerindeki dosya sayıları çığ gibi büyüyor. Kapıya dayanan haciz memurları, beraberinde polisiye olayları ve şiddeti getiriyor.

Geçim sıkıntısı, evlerin içine huzursuzluk ve kavga olarak giriyor. Sonuçta yuvalar dağılıyor. Daha da acısı, çaresizliğin getirdiği son noktada canına kıyan insanların haberlerini daha sık duymak…

Bu krizin yarattığı karanlık tablonun bir de görünmeyen, toplumu için için kemiren bir başka yüzü var! Sanal kumar felaketi.

Gelecekten umudunu kesen, borç batağında boğulan bazı insanlar, kısa yoldan kurtuluş hayaliyle sanal kumar ağlarının kucağına düşüyor. Sonuç ise tam bir felaket... Ailenin bütün birikimini, evini, rızkını birkaç saat içinde ekranda kaybeden, çaresizlik içinde geride gözü yaşlı eşler ve babasız çocuklar bırakan insanların sayısı her geçen gün artıyor. İşte tüm bu durumlar, aileyi tamamen yok eden bir tuzağa dönüşüyor.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo sadece finansal bir kriz değildir; doğrudan toplumsal bir cinnettir. Gelir adaletsizliği ve denetimsizlik derinleştikçe, faturayı sadece bireyler değil, bütün bir toplum olarak ödüyoruz.

Uzun süreli geçim sıkıntısı, borçluluk ve gelecek kaygısı, bireyler üzerinde kronik bir stres yaratır. Bu durum; toplumsal hoşgörünün ve sabrın azalmasına, şiddet, suç ve aile içi geçimsizlik vakalarının artmasına, bireylerde yalnızlaşma, çaresizlik ve psikolojik tükenmişliğe yol açabilir.

Gelir adaletsizliği arttıkça ve temel yaşam maliyetleri yükseldikçe, bireyler mevcut borçlarını kapatabilmek veya geçimlerini sağlayabilmek için yasa dışı bahis ve kumar gibi yüksek riskli yollara sürüklenebilmektedir. Bu durum; borç girdabını daha da büyütür, aile birliklerinin dağılmasına neden olur, sosyal dokuda ciddi bir erozyona yol açar. Bu nedenle sıkı denetim ve yaptırımlar toplumsal sağlığın korunmasında hayati önem taşır.

Çözümün sadece rakamsal/makroekonomik hedeflerden ibaret olamayacağı; sosyal politikaların sahaya inmesi gerektiği tespiti oldukça kritiktir. Yapısal olarak atılması gereken adımlara baktığımızda; barınma, gıda ve enerji gibi temel yaşam maliyetlerinin makul seviyelerde tutulması, sosyal adalet ve gelir dağılımındaki uçurumun giderilmesi, psikolojik yardımlar, aile destek mekanizmaları ve gençlere yönelik koruyucu sosyal politikaların devreye girmesinin gerekliliği karşımıza çıkar.

Rakamların ve istatistiklerin ötesinde, insanı ve aileyi merkeze alan bütüncül bir sosyal ve ekonomik politikalar zinciri, toplumsal huzurun ve dokunun korunması için en kritik gereksinimdir.

Aileyi, insanı ve toplum sağlığını korumak istiyorsak; sadece rakamları düzeltmeye odaklanmak yetmez. Temel yaşam maliyetlerini makul seviyelere çekecek adımların atılması, kumar ve yasa dışı bahis ağlarına karşı tavizsiz bir mücadele yürütülmesi ve sosyal devlet anlayışının sahada gerçekten hissedilmesi şarttır. Aksi takdirde, her gün biraz daha derinleşen bu borç girdabı, sadece bütçeleri değil, insanlığımızı da yutmaya devam edecek.

Toplum ahlakının, toplum sağlığının son dönemde geldiği durumu hepimiz görüyoruz. Biz sadece düşüncelerimizi, beklentilerimizi ve ülkemizin refahı için neler yapılırsa iyi olurun peşindeyiz. Umalım ki halkımız bu girdaptan çıkmanın yolunu kolay bulsun. Aileler dağılmasın, intihar haberleri duymayalım, çocuklar mutlu ailelerde büyüsünler. Unutmayın plastik kartların temel adı borç kartı ve aman bu borç sarmalında kaybolmayın tedbirli olun!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nimet Dönmez Arşivi