Nimet Dönmez
Gösteriş değil, yaşayan lüks!..
Türkiye’de konut sektörü uzun süredir tek bir denkleme sıkışmış durumda: "Bu evleri kime, nasıl finanse ettirip satacağız?" Faiz oranları, kredi vadeleri, kampanya modelleri derken herkes finansman tünelinin sonundaki ışığı arıyor.
Oysa gözden kaçan, kaçırıldıkça da orta sınıfı piyasadan tamamen uzaklaştıran asıl soru masada öylece duruyor. Biz nasıl bir konut üretiyoruz?
Sektörün orta sınıfla bağını yeniden kurabilmesi, finansal formüllerden ziyade mimari ve fonksiyonel bir zihniyet değişiminden geçiyor. Tam da bu noktada, son yıllarda dili aşınan ama içi doldurulduğunda anlam kazanan bir kavram karşımıza çıkıyor. Erişilebilir lüks!
Peki konut açısından "erişilebilir lüks" gerçekten ne anlama geliyor?
Çoğu zaman bu kavram; süslü lobi alanları, ihtiyaç duyulmayan devasa sosyal tesisler veya mermer kaplı geniş koridorlar olarak pazarlanıyor.
Oysa orta sınıfın bugün ne gücü ne de arzusu bu "gösterişli" detayları finanse etmeye yetiyor. Gerçek erişilebilir lüks; bir konutun daha büyük veya daha şatafatlı olması değil, günlük yaşamda karşılığı olan, kullanım maliyeti yönetilebilir ve iyi düşünülmüş bir mekân sunmasıdır.
Bugün orta sınıf bir ailenin konuttan beklentisi metrekare büyüklüğü yarışı değildir. İhtiyaç duyulan şey; kullanılmayan ölü metrekarelerin, gereksiz koridorların satın alma ve ısıtma maliyetini yüklenmek yerine, verimli, akılcı planlanmış yaşam alanları.
Evi satın alırken ödenen bedel kadar, yaşarken ödenen aidat ve enerji faturaları da erişilebilirliği belirler. Yüksek aidat doğuran pasif tesisler yerine; enerji verimliliği yüksek, yalıtımı güçlü, işletme gideri düşük binalar üretmek bugünün asıl lüksüdür.
Balkonun bir yaşam alanına dönüştürüldüğü, depolama çözümlerinin mimariye entegre edildiği, gün ışığından maksimum yararlanan, kısacası gündelik hayatın akışını kolaylaştıran tasarımlar.
Konut geliştiricileri "daha fazla metrekare satma" kolaycılığından çıkıp "daha nitelikli metrekare tasarlama" vizyonuna geçmediği sürece, orta sınıf için ev sahibi olmak sadece bir finansman hayali olarak kalacak.
Sektörün geleceği; devasa şantiyelerde yükselen gösterişli bloklarda değil, ayağı yere basan, bütçeyi yormayan, fonksiyonu estetikle buluşturan akıllı konut konseptlerinde yatıyor.
Orta sınıfa ulaşmanın yolu, sadece banka kredilerini değil, mimari öncelikleri de yeniden yapılandırmaktan geçiyor. Üstelik ülkenin büyük bir yüzdesinin asgari ücret gibi bir gelirle ve birde üstüne kiracı olan kesimi dikkate aldığınızda konut edinmek hayal olmaktan öteye geçemeyecektir.
İnşaat şirketlerinin birincil öncelikli çalışmaları, ürettikleri konutun satışından sorumlu departmanlarda pazarlamanın üstatlarıyla ön çalışmaları mutlaka oluşturmaları gerekmekte.
Etrafınıza baktığınızda ne kadar çok yeni bitirilmiş bina görüyorsunuz. Kiralık daireden çok satılık daire var. Sonuçta şunu söylemek gerekiyor. Müteahhitler modaya uymak yerine, toplumun taleplerine cevap verecek ön araştırmaları iyi yapmalılar.
Finansman konusunda bankaların kredi faizlerinden çok toplumun çoğunluğuna hitap edecek, satışı daha kolay olan meskenler inşa etmek yolunda adımlar atmalılar. Çünkü her taraf lüks konut ve sosyal donatıların olduğu yaşam alanlarından geçilmiyor. Gösteriş değil, yaşayan lüks ihtiyaçların yeterince karşılandığı mekanlardan elde ediliyor.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.