Konya’nın Şantiye İmtihanı

Bugünlerde Konya sokaklarında caddelerinde araç kullanan, hatta kaldırımda yürümeye çalışan kime dokunsanız benzer bir ah işitiyorsunuz: "Şehrin her yeri aynı anda nasıl şantiye olabilir?"

Gelişim güzeldir, altyapının yenilenmesi ve tramvay hatlarının modernize edilmesi elbette bu şehrin geleceğine yatırımdır. Kimse şehrinin yerinde saymasını istemez. Ancak kent yönetmek ile ev tadilatı yapmak arasında insan psikolojisi ve mantık açısından hiçbir fark yoktur.

Evinde tadilata girişen herkes bilir; mutfağı, banyoyu, salonu ve yatak odasını aynı gün kırmaya başlarsanız, o ev yaşanmaz hale gelir. En nihayetinde kafanızı sokacak tek bir düzenli köşe bulamaz, "Acaba bu ev bir daha asla toparlanmayacak mı?" hissiyle baş başa kalırsınız. İşte bugün Konyalının hissettiği tam olarak bu geçici ama yıpratıcı belirsizlik duygusu.

Tramvay hatları ve ana arterlerdeki genişletme çalışmaları sırasında yıllanmış ağaçların sökülmesi, havuzların kaldırılması ve o güzelim çiçekliklerin taş toprağa kurban gitmesi sadece görsel bir kayıp değil. Şehrin estetik hafızası kazındıkça, sürücülerin ve yayaların üzerindeki gerginlik de tırmanıyor. Verilen metro sözü unutulunca, demir ağlarla ördük caddeleri sözünü Konya için mi kullanacağız? Artık durum onu gösteriyor.

Daha da kritik olanı ise işin güvenlik boyutu.
Kazılan kaldırımlar ve sürekli değişen şerit yönleri,
Yetersiz uyarı levhaları nedeniyle aniden beliren kör noktalar,
Daralan yollarda sabırsızlaşan sürücülerin birbirini sıkıştırması...
Günün her saatinde irili ufaklı bir kazaya ya da kıl payı atlatılan tehlikelere şahit olmak artık sıradanlaştı. Fakat asıl tehlike henüz tam anlamıyla kapımızı çalmadı.

Yaklaşan "Mükemmel Fırtına": Okullar, Üniversiteler ve Futbol Sezonu…
Mevcut tablo bile günlük hayatı bu kadar zorlaştırırken, takvime baktığımızda bizi bekleyen ciddi bir yoğunluk dalgası var.
Futbol Sezonu: Maç günleri stadyum çevresinde ve ana arterlerde yaşanan o bilindik kilitlenmeler kapıda.

İlk ve Ortaöğretim: Servis araçlarının, veli arabalarının trafiğe katılmasıyla sabah ve akşam saatlerinde kilitlenen yollar.

Konya bir öğrenci şehri. On binlerce gencin şehre dönmesi, toplu taşıma ve hatlar üzerindeki yükü bir anda ikiye, üçe katlayacak.
Şu anki "şantiye düzeni" ile bu büyük insan ve araç sirkülasyonu karşı karşıya geldiğinde, korkulandan daha fazla trafik kazasının ve aksamanın yaşanması maalesef kaçınılmaz bir matematik haline geliyor.

Şehir planlamasında etap hayat kurtarır. Kalkınmak ve yenilenmek bedel ister, doğru. Ancak bu bedeli kentin tüm sakinlerine aynı anda ve en ağır şekilde ödetmek şart mı?

Şehir yönetiminden ve yüklenici firmalardan beklenen; projelerin eş zamanlı değil, kademeli (etap etap) yürütülmesidir. En azından kritik kavşakların ve ana arterlerin, okullar açılmadan önce acil eylem planıyla trafiğe tamamen ve güvenli şekilde açılması şarttır.

Kör noktaların acilen tespit edilip geçici sinyalizasyonlarla güvenli hale getirilmesi bir tercih değil, can güvenliği zorunluluğudur.
Konya toparlanır, bu yollar elbet biter. Ancak bu süreç yönetilirken kaybolan zamanı, bozulan sinirleri ve hepsinden önemlisi olası can ve mal kayıplarını geri getirmek mümkün değil. Umarız yetkililer sahadaki bu çileli tabloyu ve yaklaşan tehlikeyi görüp direksiyonu zamanında doğru yöne kırarlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nimet Dönmez Arşivi