Genç kadınlar ve kariyer çizgisindeki görünmez engeller!..

Eğitim kurumlarımız her yıl binlerce genç kadını diplomalarla, büyük umutlarla ve geleceğe dair hayallerle iş hayatına uğurluyor. Üniversite amfilerinde herkes aynı sınavlara giriyor, aynı not ortalamaları için ter döküyor, aynı akademik bilgiyi paylaşıyor. Ancak diploma törenindeki o ortak sevinç, diplomalar iş arama masasına konulduğu anda yerini sert bir gerçekliğe bırakıyor: Aynı okuldan mezun olmak, aynı kariyer çizgisinden başlamak anlamına gelmiyor.

Türkiye’nin ekonomik ve sosyolojik gerçekleri, genç bir kadının iş hayatındaki ilk adımlarının diplomasından çok daha fazlasına bağlı olduğunu acı bir tecrübeyle gösteriyor.

Hangi şehirde doğduğunuz, ailenizin ekonomik gücü, sahip olduğunuz sosyal çevre ve en önemlisi "size yol gösterecek bir akıl hocasına" erken yaşta ulaşıp ulaşamadığınız, kariyerinizin kaderini daha ilk günden tayin ediyor.

Üniversiteyi büyükşehirlerde okumuş ya da buralarda yaşayan genç kadınlar ile Anadolu’nun farklı illerinde hayata tutunmaya çalışanlar aynı yarışta koşmuyor.

Büyükşehirler; staj olanakları, networking etkinlikleri, kurumsal şirket merkezleri ve sektörel buluşmalar açısından zengin bir ekosistem sunuyor.

Buna karşılık, taşrada yaşayan veya bu merkezlere ekonomik nedenlerle tutunamayan bir genç kadın için iş bulma süreci yalnız ve engebeli bir patika. Ulaşım maliyetlerinden tutun da konut krizine kadar her ekonomik basamak, bu eşitsizliği daha da derinleştiriyor.

İş piyasasının unuttuğu ama her mülakatta sessizce işleyen bir mekanizma var sosyal sermaye…
Bir gencin arkasında duran aile desteği, "tanıdık" bir profesyonel çevre veya iş dünyasının kodlarını ona öğretecek bir rehber, CV’sindeki stajlardan bazen çok daha ağır basıyor.

Doğru yönlendirmeyi alamayan, özgeçmişini nasıl konumlandıracağını bilemeyen, mülakat simülasyonu yapacak bir mercii bulamayan genç kadınlar, nitelikli oldukları halde sistemin dışına itiliyor. "Kime danışabilirim?" sorusunun yanıtı olmayan bir genç, kariyer maratonuna sıfır noktasından değil, engelli bir kulvardan başlıyor.
Öte yandan ekonomik krizin de genç kadınlara faturası ağır oluyor. Kadın ve erkek çalışan rakamları açıklandığında veriler gerçeği daha net gösteriyor. Kadın çalışanların sayısı erkek çalışanlara oranla yarı yarıya fark gösteriyor.

Derinleşen ekonomik koşullar, ailelerin genç kadınların işe başlama süreçlerindeki destek mekanizmalarını da zayıflatıyor. Büyükşehirler ya da metropollerde iş aramak, uzun süre ücretsiz stajlar veya düşük başlangıç ücretleriyle tutunmaya çalışmak, arkasında güçlü bir ekonomik yastık olmayan aileler için neredeyse imkânsız hale geliyor.

Dolayısıyla genç kadınlar ya potansiyellerinin çok altında, güvencesiz işleri kabul etmek zorunda kalıyor ya da istihdamın dışına tamamen çekilerek "evde bekleyen" konuma itiliyor.

Bu tablo kaderimiz değil. Genç kadınların potansiyelini ıskalamak, bir ülkenin gelecekteki üretim gücünden ve akıl akışından vazgeçmesi demektir. Büyükşehir dışındaki illerde genç kadınların yerel sanayi, KOBİ’ler ve üretim merkezleriyle buluşmasını sağlayacak köprüler acilen kurulmalıdır.

Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve yerel yönetimler güç birliği yaparak her genç kadına profesyonel bir rehber atayacak "Ulusal Mentörlük Seferberliği" başlatmalıdır.

Kamuda ve özel sektörde işe alım süreçlerinde liyakatin ve fırsat eşitliğinin şeffaf bir şekilde izlenmesi, bu görünmez duvarların yıkılmasında ilk adımdır.

Diplomalar eşittir; o halde fırsatlar da eşit olmalıdır. Genç kadınların hayatın başlangıç çizgisinde yalnız bırakılmadığı, liyakatin ve emeğin gerçekten karşılık bulduğu bir düzeni kurmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nimet Dönmez Arşivi