Konyalı iş insanı İnan Aydınlar Ocağı'na konuk oldu
Selçuklu Salı Sohbetleri kapsamında Konevi Derneği Salonunda icra edilen programda Mehmet Ali İnan hayatı ve hatıralarını anlatırken yeğenleri görme engelli hafız neyzen Ali İnan ve Sami Nalçacıgil musiki dinletisi sundu.
Programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, 85 yaşına giren Mehmet Ali İnan’ı, eşinin dayısı olmasıyla yakından tanıdığını ifade ederek “Hem gelişime açık bir iş insanı ve sanayici olarak hem de Konya Sanayi Odası Başkanı olarak şehrimize değerli hizmetleri oldu. Uzun iş hayatında da önemli hatıralar, tecrübeler edindi” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen Mehmet Ali İnan, 1941 yılında dünyaya geldiğini belirterek “Ortaokulu bitirdikten sonra liseye devam edip Fen grubu öğretmenliğini kazandım. Mezun olduktan sonra ilk sene matematik ve biyoloji okuttum. Hatta kertenkeleyi, tavuğu bayıltarak ameliyat edip öğrencilerime canlı izlettirdim. Okullarda test usulü bilinmezken ben öğrencilerime test uygulaması yaptım. Kendimce başarılı bir öğretmen idim” dedi.
İki yıl öğretmenliğin ardından askere gittiğini, döndükten sonra da, öğretmenliğinin birinci yılında tanıştığı eşiyle evlendiklerini anlatan İnan “Eşim benim hayat, arkadaşım, sağ kolum, en büyük yardımcım oldu. Bu sırada babam, serbest çalışmam yönünde telkinlerde bulunuyordu ve onu dinleyip; 1970 yılından itibaren babam ve ağabeylerimle çalışmaya başladım. Ancak zamanla fikir ayrılıkları oldu ve ayrılma kararı aldım” diye konuştu.
Kırtasiye dükkânı açıp, okulda boş derslerde ücretli öğretmenlik yapmayı düşünürken eşinin, (Sen sanayi işlerini seviyorsun. Biraz daha devam et. Yiyeceğimiz bir bulgur pilavı…) demesiyle sanayide kaldığını kaydeden İnan “Üretim için yeterli imkânım yoktu. Bir arkadaşımız, kendisi için; İstanbul’da yılda bir-iki tane üretilen makinadan imal etmemi istedi. Malzemeleri aldık ama bunları kaldıracak vinç yoktu. Bu arada karşı komşumuz şarampole düşen araçları çıkarmak için vinç yaptı. Benim yaptığım makinayı da onunla, yağladığımız raylarda kaydırarak dükkândan çıkardık” dedi.
1984 yılında iş adamı arkadaşı Mehmet Duransoy’un teklifi ile Sanayi Meclisine girdiğini kaydeden İnan “Oradaki hava hoşuma gitmedi. Bir sonraki seçimde de (Ben bu işleri yapamam) diyerek bıraktım. Aradan iki seçim geçtikten sonra bir arkadaşımızın ısrarıyla yenden meclise gittik. Üç-dört ay sonra da kendimi başkan olarak gördüm. Oysa ben başkan olmak için çalışmamıştım. Yönetim kurulu arasındaki anlaşmazlık neticesi bana geldiler ve başkan oldum. Sekiz yıllık başkanlık süremde üç kere yönetim kuruluna, bir kere de meclis toplantısına katılmadım. Saatlere çok dikkat ederdim, her programı mutlaka zamanında başlatıp bitirmeye özen gösterdim” diyerek devam etti.
Hizmetlerinden de bahseden inan “Yedi yıl da karkası tamamlanabilen binayı iki yılda bitirip hizmete hazırladık. Dönemin Selçuk Üniversitesi Rektörü ile Konya’nın Sanayi Envanterini çıkardık ve Konya’ya otomobil fabrikası lâzım olduğunu gördük. O günlerde Hyundai Fabrikası’nın Türkiye’de kurulması gündemdeydi. Bir dosya hazırlayıp İstanbul’a gittik. Konya’ya gelip görmek istediler. Bunun üzerine (Siz Ankara’ya gelin, biz sizi arabalarla alalım) deyince tebessüm edip (Bu iş olmaz, altyapınız yok. Uçak seferi, beş yıldızlı oteli olmayan yere yabancı yatırım yapmaz) dediler. Dönüş yolunda Ankara’da Tarım Bakanı Vefa Tanır’dan randevu aldırdım ve Konya’ya uçak seferi istedim. Önce Konyalıların uçağa binmediğini gerekçe gösterse de bizim tavrımız üzerine milletvekili Mehmet Ali Yavuz’a konuyla ilgilenmesini söyledi. Ertesi sabah Yavuz telefon edip günlük gidiş dönüş saatlerini bildirmemi istedi. Böylece Konya’ya uçak seferlerinin başlamasını sağlamış olduk. Bugün Konya’ya pek çok uçak inip kalkıyor. Bundan dolayı mutluyum” dedi.
İnan “Beş yıldızlı otel yapımına dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Ürün’ün muhalefet etmesinden sonra, Başbakan olduğunda Necmettin Erbakan’ı, Halil Ürün ve KTO Başkanı Hüseyin Üzülmez ile ziyarete gittiğimizde ben otel ihtiyacını dile getirdim, Erbakan’da (Otel değil, oteller yapılacak) dedi. Böylece oteller yapılmasının da yolu açıldı. Mesela sanayi de yer tevziinde kendime yer almadım, sonra da ihale ile yer aldık” diyerek sözlerini sürdürdü.
Bazı tekliflerinin uzun yıllar sonra gerçekleştiğine işaret eden İnan “Bugün yapılmakta olan banliyö hattını ben yirmi beş sene önce söyledim. Teknik Üniversiteyi de dönemin Rektörü Abdurrahman Kutlu’ya söylemiştim ve (Biz daha kendimizi tamamlayamadık) demişti. Haydar Koyuncu (Yapmak istediklerini söyle, onlar yirmi beş seneye anca yapılır) demişti, öyle de oldu. Konya Büyükşehir Belediyesi ile tramvay üretmek üzere de bir çalışmamız olmuştu ama başarılı olamadık. dedi.
Harama hiçbir zaman el uzatmadığını anlatarak devam eden İnan “Remzi Karakoç ile Almanya’ya ikinci el makine almaya gitmiştik ama bulamadık. Oradan birer araba aldık. Fakat onunda permisi varmış, gümrükçü yirmi beş bin mark istedi. Yirmi gün orada kaldık. Merkez Bankasına arabanın cezasını ödememizi söylediler. Orada on bin mark istediler. Arabayı yılbaşından sonra almak üzere gümrüğe bırakıp bin mark kâr etmek istedik. Bu arada Remzi Karakoç (Paranda karışıklık yoksa bu parayı bizden alamazlar) dedi. Yılbaşı gecesi ithalat rejimi açıklandı ve permi kaldırıldı. Remzi telefon edip (Aferin, aferin, temiz kazanmışız) dedi. Birkaç ay sonra o arabayla İstanbul’a gittik. Sabah baktık, araba yok, götürmüşler. İşlerimiz için araba kiraladığımız adam, eski tarihli kasko yaptırıp on katı kadar kayıp bedeli almamızı önerdi ama kabul etmedik. Konya’da Müftü Efendi’ye gittim. O (Her şey hata yaptığın için değildir; belki imtihan oluyorsun) dedi. O an 350 bin lira kasko karası ödeyip 3 milyon beş yüz bin lira alma teklifini hatırladım ve imtihanı geçtiğimizi düşündüm. Bir hafta sonra da arabamızın bulunduğu haberi verildi” diyerek devam etti.
Bir iş adamı olarak en büyük düşman olduğu şeyin faiz olduğuna vurgu yapan İnan “Mesela (Yüz bin dolar, altı ay faizsiz kredi) diye reklam yapıyorlar. Ben (Faizsiz) kelimesini kabul etmiyorum. Ödeme planı belirlenirken faiz kalemi olmasa da maalesef ödemeye bir şekilde ilave ediliyor. Ülke olarak sıkıntımızın sebebi de faizdir. Biz içinde faiz kelimesi geçen tekliflere de yaklaşmadık ve bugün 95-100 ülkeye ihracat yapıyoruz” diyerek konuşmasını sürdürdü.
Sanayide günümüz durumuna dair tespitlerde bulunan İnan “Ben eğitimcilikten gelerek sanayici oldum ve iş yerimizde dershanemiz var. Ayrıca bir sosyolog, bir tarihçi bir coğrafyacımız. Frezelerin başında üç dört tane bayan çalışıyor. Ama yirmi beş kişi başladığımız sınıf dört kişi kalıyor. Uluslararası geçerliliği olan sertifika verilmesine rağmen, çalışmak isteyen yok. İlkokuldan sonra çocuklar seçilmeli. Sanat Okulları eskiden beş yıldı, üç yılı orta kısımdı. Mesela talebe orta kısımda tesviyeciliği öğrenirdi. Lise de de tezgâhlara geçirilirlerdi. Sanayinin Türkiye’de bugün gelişmiş olması, o dönem yetişmiş olan Sanat Okulu mezunlarıyla onların birinci ve ikinci kuşak kalfalarıdır. Atık kimse yetişmiyor. Eğitim sistemi değişip Sanat Okuluna ortaokuldan sonra alım yapılması yanlıştı. Ağaç yaşken eğilir. Günümüz Sanat Okulu mezunları arasında bile çalışmak istemeyenler oluyor. Çıraklık Okulları da kuruldu ama eski sanat Okulu’nun yerini tutmadı” diyerek konuşmasını tamamladı.
Mehmet Ali İnan’ın yeğenleri Sami Nalçacıgil ve görme engelli hafız neyzen Ali İnan birlikte musiki meşk ederek programa katkıda bulundu. Program sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü Sanayi Odası önceki dönem Başkanı Memiş Kütükçü ve İnşaat Mühendisleri Odası önceki dönem Başkanı Bestami İnan konuşmacı Mehmet Ali İnan’a kitap ve belge takdim etti.



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.