Bir şehri anlamanın en kestirme yolu, şüphesiz onun mutfağına konuk olmaktır. Çünkü yemek, yalnızca biyolojik bir ihtiyacı karşılamakla kalmaz; o toprağın tarihini, insanının cömertliğini, estetik anlayışını ve yaşama kültürünü süzerek tabağa taşır.
3-6 Eylül tarihleri arasında Kalehan Ecdat Bahçesi’nde bu yıl 4. kez kapılarını açan Konya GastroFest, tam da bu hakikati gözler önüne seren devasa bir kültür şölenine ev sahipliği yapıyor.
Bu yılki festivalin taşıdığı anlam, sadece lezzetli stantların ya da renkli gösterilerin ötesinde derin bir tarihsel zemine dayanıyor.
Festivalin ana temasının “ekmek” olarak belirlenmesi tesadüf değil. Çatalhöyük’te yapılan kazılarda gün ışığına çıkarılan ve dünyanın bilinen en eski mayalanmış ekmeği olma unvanını taşıyan o kadim buluntu, insanlık tarihinin beslenme kültürüne Konya’nın nasıl bir imza attığını bir kez daha kanıtlıyor.
Binlerce yıl önce bu topraklarda harmanlanan un ve su, bugün modern dünyada gastronomi mirasının en değerli parçalarından biri olarak selamlanıyor.
Festivalin "Benim Şehrimde Yemek Bir Medeniyettir" sloganı ise Konya mutfak kültürünün özünü eksiksiz özetliyor.
Selçuklu saray yemeklerinden Mevlevi dergâhındaki mutfak adabına, fırın kebabından etli ekmeğe, bamya çorbasından tirit lezzetine kadar bu coğrafya; yemeği bir yarış değil, bir pişme, paylaşma ve hürmet sanatı olarak görür.
Ateşbaz-ı Veli Hazretleri’nin makamıyla şereflenmiş bir şehirde gastronomi konuşuluyorsa, orada yemeğin bereketi ve şükrü de tabağın ayrılmaz bir parçasıdır.
Kalehan Ecdat Bahçesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleşen organizasyon; 65’ten fazla firmanın katılımı, ünlü şeflerin atölye çalışmaları, gastronomi söyleşileri, yarışmalar ve çocuk etkinlikleriyle her yaştan ziyaretçiye hitap eden zengin bir içerik sunuyor.
Sabah 10.00’dan gece 22.00’ye kadar süren bu hareketlilik, hem yerel üreticinin ve esnafın desteklenmesi hem de Konya’nın uluslararası kulvarda markalaşması açısından kritik bir rol üstleniyor.
Gastronomi turizminin dünyada yükselen bir değer olduğu günümüzde, Konya’nın sahip olduğu bu muazzam potansiyeli GastroFest gibi vizyoner organizasyonlarla vitrine çıkarmak takdire şayandır.
Ecdat bahçesinde yükselen o kokular, sadece lezzetin değil; binlerce yıllık bir medeniyetin, emeğin ve paylaşmanın kokusudur.
Kadim ekmeğin izinde lezzetle tarihin buluştuğu bu şölene tanıklık etmek, bu topraklarda yaşayan herkes için bir ayrıcalık. Tüm hemşerilerimizi ve gastronomi meraklılarını bu kadim sofraya davet ediyoruz.