Çiftçiyi Yaşatmazsak Şehir Acıkır!.

Bugün market raflarında karşılaştığımız etiketler, pazar tezgahlarındaki fiyatlar ve her geçen gün belimizi biraz daha büken gıda enflasyonu tek bir gerçeği haykırıyor.

Bugün market raflarında karşılaştığımız etiketler, pazar tezgahlarındaki fiyatlar ve her geçen gün belimizi biraz daha büken gıda enflasyonu tek bir gerçeği haykırıyor.

Üretim mekanizmamız tıkanıyor. Bizler şehirlerde pahalılıktan şikâyet ederken, Anadolu’da tarlayı sürecek genç nüfus bulmakta zorlanıyoruz. Oysa çözüm ne ithalat kalemlerinde ne de geçici tedbirlerde… çözüm, yetişmiş beyin gücümüzü toprakla buluşturmakta yatıyor.

Sabah kalktığınızda bakkaldan, marketten ya da fırından dumanı üstünde sıcacık ekmeği alırken bir buğday tanesinin nasıl üretildiğini düşündünüz mü?

Pazarda domatesin fiyatını sorarken onu üreten çiftçi gözünüzün önüne gelip o domatesin hangi zorlu yolları aşarak pazara ulaştığını düşündünüz mü?

Yazıyoruz, çiziyoruz gıda enflasyonu ile ilgili yorumlar yapıyoruz. Fiyatların nasıl bu kadar yükseldiğinden, enflasyonun toplumun cebini nasıl yaktığından söz ediyoruz.

O zaman çiftçiyi yaşatmak, sorunların çözümünde çiftçinin yanında olmak en önemli görev olmalı. Çünkü çiftçiyi yaşatmazsak şehir acıkır. İnsanınızın karnını iyi doyuramazsanız sorunlar yumak olur önünüzde yuvarlanmaya başlar.

Ülkemizin en önemli sorunlarından birinin istihdam sorunu olduğunu hepimiz biliyoruz ve bu sorunun içinde yaşıyoruz. Gençlerimiz mezun oldukları alanlarda çalışma olanakları bulamadıkları gibi masa başı iş bekleyenler de sorunu büyütüyor. Bizim üretecek, çoğaltacak, millete ve memlekete yararlı çalışmalar yapacak gençlere ihtiyacımız var. O zaman çiftçilerimizden ve tarımdan söz etmişken nereye geliyoruz?

Her yıl ziraat fakültelerinden ve veteriner fakültelerinden mezun olan binlerce pırıl pırıl gencimiz var. Ancak ne acıdır ki, ziraat mühendislerimiz şehirlerde masa başı iş ya da uzmanlık alanı dışındaki sektörleri kovalamak zorunda kalırken; veteriner hekimlerimiz sadece kent merkezlerinde kedi-köpek kliniği açmaya veya pet shop açmazlarına sıkışıp kalıyor.

Ülke genelinde ekilmeyen, üretime kazandırılmayı bekleyen binlerce hektar hazine arazisi yatıyor. Öte yandan yaşlanan bir çiftçi nüfusu var. Bunu gözden kaçırmamak lazım. Tarımdaki mevcut üretici yaş ortalaması yükseliyor; teknolojiye ve modern tekniklere uyum zorlaşıyor.

Hayvan sağlığı, ıslah ve verimlilik desteğinden uzak kalan küçük ve orta ölçekli işletmeler yüksek maliyet altında eziliyor. Devletin burada atacağı stratejik bir adım, hem genç işsizliğine derman olabilir hem de gıda enflasyonunun belini kırabilir. Genç istihdamı ile gıda enflasyonuna neşter vurabilir.

Hazine arazilerinin genç mühendislere tahsisi çok önemli kazanımları ortaya çıkarabilir. Ziraat fakültesi mezunu gençlere uzun vadeli, sembolik kiralarla hazine arazileri tahsis edilmeli; tohum, gübre ve ekipman desteği verilmelidir. Toprağı bilimle işleyen genç beyinler, rekolteyi ve verimi artırarak piyasadaki arz eksikliğini kapatacaktır.

Veteriner hekimlerimizin sadece şehir içi evcil hayvan tedavisine yönelmesi yerine; kırsalda hayvancılığı geliştirecek, ıslah çalışmalarını yürütecek ve hayvan hastalıklarıyla yerinde mücadele edecek model teşvik edilmelidir. Hayvancılık bölgesinde çalışma yürüten veterinerlere devlet destekli istihdam ve hibe imkanları sağlanmalıdır.

Planlı üretim ve yerinde istihdam tanımı işte burada anlamını kazanmış olur. Şehirdeki işsiz genci köye, toprağa ve üretime yönlendirmek, büyükşehirlerin üzerindeki nüfus ve ekonomik baskıyı azaltacak, ülke genelinde dengeli bir istihdam kapısı açacaktır.

Ziraat mühendisini tarlayla, veteriner hekimi çiftlikle buluşturmayan bir sistemde gıda fiyatlarının düşmesini beklemek hayalciliktir.

"Çiftçiyi yaşatmazsak şehir acıkır" derken kastettiğimiz tam olarak budur: Üreticimizi kaderine bırakmamak, tarımı geleneksel bir ayakta kalma mücadelesinden çıkarıp bilimsel, karlı ve genç bir sektöre dönüştürmek birinci amacımız olmalıdır.

Eğer genç uzmanlarımıza toprağı ve hayvancılığı emanet eder, devlet imkanlarıyla arkalarında durursak, hem binlerce gencimiz mesleğini gururla icra eder hem de şehirlerimiz ucuz, sağlıklı ve kesintisiz gıdaya kavuşur. Unutmayalım ki toprağa yatırım yapan bir ülke, geleceğini asla aç bırakmaz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri