'2025 Yılı Bütçesi' TBMM'de kabul edildi

'2025 Yılı Bütçesi' TBMM'de kabul edildi
2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Siyasi parti gruplarının değerlendirmelerinin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bütçeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, 2025 yılı bütçesinin ekonomik istikrar ve sosyal refahı önceleyen bir bütçe olduğunu belirterek, "Bizim nazarımızda, bizim perspektifimizle bütçemiz bir istikrar, icraat ve kalkınma bütçesidir. 85 milyonun, 81 ilimizin, tüm toplumsal kesimlerin bütçesidir. Depremin yaralarını saran, ülkemizi geleceğe çok daha sağlam temeller üzerinde hazırlayan Türkiye Yüzyılı'nın 2'nci bütçesidir. İstikrar içinde büyümeyi ve kalıcı sosyal refah artışını hedefleyen sağlam politikaların bütçesidir. Daha müreffeh, katma değeri yükselen bir Türkiye'nin bütçesidir. Eğitimden sağlığa, kalkınmanın en kilit unsuru olan beşeri sermayeyi güçlendirmeyi hedefleyen bir bütçedir. Ülkemizin fiziki altyapısındaki eksiklikleri tamamlamayı hedefleyen bir bütçedir. Tarımdan sanayiye hizmet sektörlerine uzanan bir şekilde üreten Türkiye'nin bütçesidir. Daha huzurlu ve güven içinde bir ülkenin bütçesidir. Bölgesinde ve küresel düzeyde çok daha aktif, etkili bir güç olan devletimizin bütçesidir. Büyük ve güçlü Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesidir. Aziz milletimizin, kerim devletimizin bütçesidir. Mazlumların umudu, ülkemizin tecrübeli ve dirayetli lideri, milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gazi Meclis'imizin takdirlerine sunduğu bütçedir" ifadelerini kullandı.

'İSTİKRARLI BİR ORTAMDA EKONOMİMİZ GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE YOLA DEVAM EDİYOR'

Yılmaz, Türkiye'nin seçimsiz bir dönemde bulunduğunu ve bu dönemin fırsatlarından yararlanılması gerektiğini kaydederek, "Siyasi istikrarın, güven ortamının olmadığı bir ortamda dünyanın en iyi programlarını, en iyi bütçelerini de yapsanız başarılı olma şansınız yok. Siyasi istikrar varsa, siyasi güven ortamı varsa bunlar etkili olabiliyorlar. Dolayısıyla, Türkiye çok kıymetli bir dönemden geçiyor. Seçimlerini yapmış, gelecek seçimlerine belli bir vade olan seçimsiz bir dönemden geçiyor. İşte bu dönem bizim için altın kıymetinde bir dönemdir. Ülkemizin hedefleri için, milletimizin beklentileri için bu dönemi en iyi şekilde değerlendirmeye kararlıyız. Siyasi güven ve istikrar dışında ikinci bir husus da öngörülebilirliktir. Yine, ekonomi politikalarınızı orta vadeli bir şekilde, öngörülebilir bir şekilde ortaya koyduğunuzda hem yatırım ortamını iyileştirmiş oluyorsunuz hem de farklı karar alıcıların yol haritalarını çıkarmalarına zemin teşkil etmiş oluyorsunuz. Bunu da neyle yaptık? Orta vadeli programımızla, On İkinci Kalkınma Planı'mızla, yıllık programlarımızla ve nihayet bütçemizle yapıyoruz. Dolayısıyla, siyasi güven ve istikrarın olduğu, politika belirsizliklerinin en az düzeye indirildiği bir ortamda ekonomimiz güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor" diye konuştu.

'ÜLKEMİZE ULUSLARARARASI SERMAYE GİRİŞİ HIZLANDI'

Yılmaz, uygulanan programın sonuç vermeye başladığını kaydederek, "Geçen yıl uygulamaya koyduğumuz programdan sonra uluslararası sermaye girişi hızlanmış, rezervlerimiz güçlenmiş, kur oynaklığı azalmış ve finansman koşulları iyileşmiştir. Ekonomideki dengelenme Türk Lirasını desteklerken TL varlıklara artan ilgi, rezervlerdeki artış ve kurun istikrarlı seyri enflasyonla mücadelemizi de destekleyici mahiyette olmuştur. Merkez Bankamızın brüt rezervleri bunun için güzel bir örnek. Geçen yıl mayıs ayında 98,5 milyar dolar seviyesinde olan rezervimiz 13 Aralık 2024 tarihi itibarıyla yaklaşık 165 milyar dolarla rekor seviyeye çıkmıştır. Swap hariç net rezerv olarak bakarsanız bu çok daha büyük bir değişimi işaret etmektedir. Yine, belli bir konjonktürde geçici bir uygulama olarak ortaya koyduğumuz kur korumalı mevduattan hızlı bir şekilde çıkış sağlıyoruz ve bunu yaparken de finansal piyasaları sarsmadan, olumsuz bir etki meydana getirmeden başarıyoruz. Bakın, kur korumalı mevduat geçen sene ağustos itibarıyla 3 trilyon 408 milyar lira seviyesine kadar yükselmişti, 13 Aralık itibarıyla 1 trilyon 170 milyar liraya kadar geriledi. Uyguladığımız politikalarla aynı zamanda ülkemizin kredi risk priminin de ciddi bir şekilde düştüğünü görüyoruz" dedi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.