"Yangın değil planlı cinayet' iddiası
Oğlunun ölmeden önce defterine, '8 Ocak'ta infazım olabilir' notunu yazdığını belirten Akdağ, 'planlı cinayet' iddiasına ilişkin suç duyurusunda bulundu. Akdağ, tutuklu Binbir'in oğlunu öldürmek isteyenler ile bağlantısı olduğunu öne sürüp, "Yangını çıkaran kişi ile oğlumun iş yaptığı bu kişiler arasındaki telefon, mesaj ve maddi ilişkiler araştırılsın" dedi.
Antalya'da 2 Ocak 2025'te Muratpaşa ilçesi Varlık Mahallesi'nde bulunan 3 katlı apartmanın giriş katındaki spot dükkanında çıkan yangın, kısa sürede tüm binayı sardı. Yangından bitişikteki çamaşırhanenin sahibi Ahmet Özen ile spotçu Lokman Derya Yılmaz, Seval Gençoğlu ve spotçu Mete Durupınar etkilendi. Hastaneye kaldırılan yaralılardan Mete Durupınar ile Ahmet Özen, hayatını kaybetti. Yangında dumandan etkilenen diğer kişiler, tedaviye alındı.
TUTUKLANDI
Olay yerinde yapılan incelemede; çakmak gazı kutusu bulunması ve spotçu Lokman Derya Yılmaz ile Ufuk Binbir arasında borç anlaşmazlığı nedeniyle yaşanan tartışmanın belirlenmesi ile kundaklama şüphesi ortaya çıktı. Gözaltına alınan Ufuk Binbir, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Ufuk Binbir, 'Olası kastla yangın çıkararak öldürme' suçundan tutuklandı. Binbir hakkında 100 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.
'SÜREKLİ PARA TALEP EDİLDİ'
Yangında yaşamını yitiren Mete Durupınar'ın annesi Kibare Açalya Akdağ, olayın arka planında uzun süredir devam eden dolandırıcılık ve planlı cinayet süreci bulunduğu iddiasıyla Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Akdağ'ın iddiasına göre; Durupınar, U.E.Ö., Y.Ö., O.Ö. ve D.Ö. ile birlikte hayvancılık işi yapmak amacıyla kredi çekti. Kredi temini sürecinde Durupınar'ın ailesine ve eski eşine ait bazı taşınmazların devredildiği ileri sürüldü. Ancak hayvancılık faaliyetinin hiçbir zaman hayata geçirilmediği, çekilen kredilerden Durupınar ve ailesine herhangi bir gelir sağlanmadığı, buna karşı borç gerekçesiyle sürekli para talep edildiği iddia edildi.
'OĞLUMU ORTADAN KALDIRDILAR'
Oğlunun 4 yıldır tehdit aldığını belirten Akdağ, "Evini alabilmeleri için Mete'yi ortadan kaldırmaları gerekiyordu. Kasti olarak çıkarılmış bir yangındır. Antalya'da arkadaşları aracılığıyla bir aileyle tanıştırılıyor. Zaten oğlumun borcu vardı, 'Onu da kapatırım' diye düşündü. Bu kişilerle ben de görüşmüştüm. 'Bir kere daha, son bir kez kredi çekelim, ondan sonra sizin evinizi geri vereceğiz' dediler. Bu işin kurulması için kaç kere kredi çekildiğini bize söylemediler. Benden 400 bin lira istediler. 'Madem banka bu kadar sıkıştırıyor, evrakı gönderin. Kredi miktarı nedir' dedim. 2 yıldır tek bir banka evrakı göstermediler. WhatsApp yazışmaları telefonumda duruyor. Gelinden de önce 800 bin lira, 15 gün sonra 2 milyon lira istediler. Bu böyle devam etti. Artık son çare olarak oğlumu ortadan kaldırdılar" dedi.
'UYUMASI SAĞLANDI'
Oğlunun ölmeden önce dükkana gittiğini belirten Akdağ, "Bana, 'Anne, 8 Ocak'a kadar beni öldürecekler. Sen de bir evlat acısı yaşayacaksın' dedi. Ben de 'Oğlum, o zaman İstanbul'a gidelim' dedim. 2 Ocak'ta çocuğum öldürüldü. İki-üç metre ileride çıkan bir yangında diğer dükkanlara bir şey olmazken, benim oğlumun dükkanı demirlerine kadar yanıyor. Bu normal bir yangın değil. Olay günü saat 19.30'da oğlumla telefonda konuştuk, yemeğe çağırdım. 'Anne, burası biraz karışık, gelemem' dedi. 20.30'da Mete'nin uyuduğu söyleniyor, bu mümkün değil. Ayrıca o saatlerde dükkanda birileri varmış. Benim oğluma bir şey yedirip, içirdiler ve uyuması sağlandı, yangından da çıkamadı" ifadelerine yer verdi.
'TEK TALEBİM, GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI'
Oğluna ait eşyaların yanan dükkanda bulunamadığını belirten Akdağ, "Dükkanda İstanbul'dan yeni aldığım bisiklet vardı, yoktu. Bilgisayarı yoktu. Gümüş yüzükleri yoktu. Çok sevdiği bir kılıcı vardı, o da yoktu. Götürdüğüm palto, takım elbise ve kıyafetler yoktu. Ben baştan beri onun o dükkanda kalmasını istemedim. Benim çocuğum dükkan köşelerinde yatacak biri değildi. Geride 8 ve 6 yaşlarında iki çocuk kaldı. 'Babam kalp krizinden mi öldü' diye soruyorlar. Mahkemede çok kısa konuşabildim. Tek talebim, gerçeğin ortaya çıkarılması. Bir savcı beni çağırıp, dinlesin. Yangını çıkaran kişi ile oğlumun iş yaptığı bu kişiler arasındaki telefon, mesaj ve maddi ilişkiler araştırılsın. Banka giriş-çıkışları incelensin" dedi.
'AZMETTİRME SONUCU İŞLENMİŞ BİR CİNAYET'
Yangının tesadüfen çıkmış olamayacağını belirten Avukat Kortay Kırılmaz ise "Olayın sadece bir yangın sonucu gerçekleşen ölüm olmadığını değerlendirmeye başladık. Savcılık dosyasında maktul Mete Durupınar'a ait, kendi el yazısıyla yazılmış bir defter bulunduğunu gördük. Bu defterde de açıkça, '8 Ocak'ta bana karşı bir infaz gerçekleştirilecek' şeklinde bir not yer alıyor. Bu yazı, maktulün kendi el yazısıdır. Ölüm olayı, 2 Ocak'ta gerçekleşiyor. Bu kadar net bir öngörüyle ölüm tarihinin bu şekilde örtüşmesi, bizim açımızdan tesadüf olarak değerlendirilemez. Biz bu olayın tamamının azmettirme sonucu işlenmiş bir cinayet olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.